İsrail sonunda İran’a saldırmış gibi yaptı!

Tabii, incitmeden vurmak için elinden geleni yaparak! Böylece ne olmuş oldu?

-İsrail onurunu korumuş oldu, yoksa Netanyahu’muydu o, hem onurunu hem koltuğunu koruyan!

-ABD, böyle bir misilleme durumunda sözde İsrail’in yanında durmayarak, bal gibi destek vermiş oldu!

-Dünya izlediği bu müsamere karşısında bir kez daha hop oturup, hop kalktı!

Haa, bir de görmesini bilen gözler için, teknoloji dışında değişen hiçbir şeyin olmadığı, emperyalizmin devamlı olarak bir düşman yaratmak zorunda olduğu, buna mecbur olduğu, bu sayede sömürüye devam edebildiğini açık bir şekilde gösterdi!

Nasıl yani?” diyenler çıkabilir; o nedenle yüzyıllık bir tarih gezisine çıkarmam gerekiyor sizleri...

Birinci Dünya Savaşı, 28 Haziran 1914’te Avusturya-Macar İmparatorluğu tahtının varisi Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand’ın Bosna-Hersek’te suikasta uğrayarak ölmesi üzerine başladı...

Tüm kaynaklarda böyle yazar, ancak büyük palavradır!

Arşidük suikastı yalnızca ateşleyiciydi; asıl büyük neden emperyalist devletlerin paylaşım savaşıydı! Özellikle İngiltere ve Almanya arasındaki rekabet, geç uluslaşan Almanya’nın ham madde ve sömürge arayışı, devletlerarası bloklaşma ve silahlanma yarışının aşırı derecede hızlanması Birinci Dünya Savaşı’nın öncelikli nedenleriydi...

Ancak insancıklar, hamaset dolu söylevlerle “vatan-millet” edebiyatıyla uyutuldu ve tıpış tıpış ölüme gönderildi!

Savaş Avrupa kaynaklıydı ancak büyük devletlerin sömürgeleri de bu savaşa katıldığı için “Dünya Savaşı” olarak kayıtlara geçti... Bu savaşta asker/ sivil ölü, yaralı ve kayıp sayısı 17 milyon civarındaydı... Savaşı, başını İngiltere-Fransa ve savaşa sonradan katılan ABD’nin çektiği İtilaf Devletleri kazandı... Almanya’nın başını çektiği ve Osmanlı Devleti’nin de saflarında bulunduğu İttifak Devletleri ise kaybeden taraftı!..

Savaşın sonuçları büyük oldu; Osmanlı, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Rusya tarihe karıştı!.. Büyük savaş esnasında tarihin ilk sosyalist devrimini yaşayan Rusya, savaştan çekildi ve tarih sahnesinde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği olarak yerini aldı!.. Almanya’nın önüne konulan Versailles Antlaşması ise yalnızca 20 yıl sonra çıkacak, en az 65 milyon insanın ölümüne ve büyük yıkıma sahne olacak yeni bir paylaşım ve sömürge savaşına yol açacaktı!..

-2. Dünya Savaşı!..

Birinci Dünya Savaşı, 11 Kasım 1918’de Almanya ile İttifak Devletleri arasında yapılan ateşkes ile resmen sona erdi...

Birinci Dünya Savaşı’nın sona erişinin 100’üncü yıldönümünde Paris’te 70 kadar ülkenin liderleri bir araya gelmişti... Birinci Dünya Savaşı’nın galiplerinden Fransa’nın son Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ev sahibi rolü üstlenmişti... Liderler, ünlü Champs-Elysees’de bulunan Zafer Takı ve Meçhul Asker Anıtı’nda saygı duruşunda bulundular ve savaşı lanetleyen, barışı kutsayan konuşmalar yaptılar! Mesela Birinci Dünya Savaşı’nın galiplerinden, İkinci Dünya Savaşı’nın ise işgale uğrayan ülkesi Fransa’nın lideri Macron şöyle diyordu:

Savaş sırasında 4 yıl boyunca Avrupa intihar etmeye teşebbüs etti!..

Ne kadar dokunaklı değil mi? O bunları söylerken eski ABD Başkanı Trump da onu izliyordu; yalnızca o mu her iki dünya savaşının da mağlubu Almanya’nın eski Şansölyesi Merkel, ilk savaştan devrim nedeniyle çekilen, 2’nci büyük savaşta yaklaşık 27 milyon insanını yitiren Rusya’nın Devlet Başkanı Putin, birinci savaşta tarihe karışan Osmanlı’dan bir büyük deha, Mustafa Kemal Atatürk sayesinde tarih sahnesine çıkmayı başaran Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan da oradaydı!..

Erdoğan’ın, “1’inci Dünya Savaşı’nın bitmediği, 100 yıl sonra devam ettiği” yolundaki sözlerine yürekten katılmıştım! Çok haklıydı; Barış Tak’ının altında barışa övgüler düzen o ülkeler, başta ABD olmak üzere yüzyıldır yalnızca iki büyük savaşta verilen en az 82 milyon insanın ölümünden, yıkımlardan, ezilen ve sömürgeleştiren ülkelerden, yaratılan diktatörlüklerden, soykırımlardan, kanlar içindeki insanlıktan ve kanayan dünyadan birinci derecede sorumluydu...

-Döktükleri yaşlar ise timsah gözyaşlarıyla!

Ortadoğu’da, Afrika’da, Latin Amerika’da, Uzakdoğu’da, hatta Avrupa’nın göbeğinde insanlığı katledenler kimler?..

Afganistan’da oluk oluk kan akmasının temelini hazırlayanlar; Irak’ta, Libya’da, Suriye’de, Filistin’de, Sudan’da, Yemen’de, Beyrut’ta milyonlarca insanın katledilmesinden, kadınların ırzına geçilmesinden, çocukların açlıktan ölmesinden sorumlu olanlar; o silahları, mayınları, füzeleri satarak yüz milyarlarca doları cebe indirenler kimler?!

Barış havarisi pozundaki ABD mi? Hiç utanmadan hukukun ve özgürlüğün savaşçısı olduğunu söyleyen Fransa mı? Avrupa’yı “arka bahçesi” yapmak uğruna Bosna-Hersek’te, 250 bin insanın göz göre göre yok edilmesine seyirci kalan Almanya mı?

1945’ten bu yana dünyada iki büyük savaştan çok daha fazla inan yok edildi, köleleştirildi, ülkesi elinden alınıp soysuz diktatörlere peşkeş çekildi!.. Bu alçaklıklar ve insanın kendisi dahil yalnızca ayrıntıydı!

-Fail emperyalizmdi, kölecilikti, talan hırsıydı!

Gözü doymayan kapitalizmin sonu gelmedikçe, küresel sömürü bitmedikçe insanlığın çektiği ve çekeceği çile de maalesef bitmeyecek! Teknoloji bir taraftan güzel şeyler yaratırken, diğer yandan insanlığı yok eden silahları geliştirmeyi sürdürecek...

-Bunun önüne geçebilecek biricik güç ise yine insanın kendisi, ne kadar acıklı değil mi?

QOSHE - Savaşın şehvetine kapılmış “medeni barbarlar!” - Ümit Zileli
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Savaşın şehvetine kapılmış “medeni barbarlar!”

105 11
20.04.2024

İsrail sonunda İran’a saldırmış gibi yaptı!

Tabii, incitmeden vurmak için elinden geleni yaparak! Böylece ne olmuş oldu?

-İsrail onurunu korumuş oldu, yoksa Netanyahu’muydu o, hem onurunu hem koltuğunu koruyan!

-ABD, böyle bir misilleme durumunda sözde İsrail’in yanında durmayarak, bal gibi destek vermiş oldu!

-Dünya izlediği bu müsamere karşısında bir kez daha hop oturup, hop kalktı!

Haa, bir de görmesini bilen gözler için, teknoloji dışında değişen hiçbir şeyin olmadığı, emperyalizmin devamlı olarak bir düşman yaratmak zorunda olduğu, buna mecbur olduğu, bu sayede sömürüye devam edebildiğini açık bir şekilde gösterdi!

Nasıl yani?” diyenler çıkabilir; o nedenle yüzyıllık bir tarih gezisine çıkarmam gerekiyor sizleri...

Birinci Dünya Savaşı, 28 Haziran 1914’te Avusturya-Macar İmparatorluğu tahtının varisi Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand’ın Bosna-Hersek’te suikasta uğrayarak ölmesi üzerine başladı...

Tüm kaynaklarda böyle yazar, ancak büyük palavradır!

Arşidük suikastı yalnızca ateşleyiciydi; asıl büyük neden emperyalist devletlerin paylaşım savaşıydı! Özellikle İngiltere ve Almanya arasındaki rekabet, geç uluslaşan Almanya’nın ham madde ve sömürge arayışı, devletlerarası bloklaşma ve silahlanma yarışının aşırı derecede hızlanması Birinci Dünya Savaşı’nın öncelikli nedenleriydi...

Ancak insancıklar, hamaset dolu söylevlerle “vatan-millet” edebiyatıyla uyutuldu ve tıpış tıpış ölüme gönderildi!

Savaş Avrupa kaynaklıydı ancak büyük devletlerin sömürgeleri de bu savaşa katıldığı için “Dünya Savaşı” olarak kayıtlara geçti... Bu savaşta asker/ sivil ölü, yaralı ve kayıp sayısı 17 milyon civarındaydı... Savaşı, başını İngiltere-Fransa ve savaşa sonradan katılan ABD’nin çektiği İtilaf Devletleri kazandı... Almanya’nın başını çektiği ve........

© Sözcü


Get it on Google Play