“Birisi bizi incittiğinde, o acı hatırayı kumun üstüne yazmalıyız. Ta ki affedicilik rüzgârları onu kolayca silebilsin..." Ne hikmetse bu gece çok şeyler konuşmamıza rağmen o BİTİRİM arkadaşlarım da aklımdan hiç çıkmadı. Benim yerimde onlar olsaydı acaba ne yaparlardı? Kesinlikle bu muhteşem salonda bir parti verirlerdi. Saçı sakalı birbirine karışmış, her tarafları dövme müzisyenler, kulakları sağır edercesine çalar, onlar delicesine dans ederdi, mutlaka şampanyalar patlatılır zilzurna kafalar demlenirdi. Zaten onlardan öncekiler de öyle yaşamışlardı. Bilmem bu dünya heveslilerinin kaç kuşağı da kızıl yıldızın parladığı yarınların rüyasıyla öbür dünyaya göçmüştü? Akıbetlerini bilen yoktu. Şimdi ne hâldeler düşünmek dahi istemiyorum. Duâ edelim de Rabb'ül âlemin onlara, bizlere ve isteyen herkese de hakikatleri görmeyi ve dosdoğru yaşamayı nasip etsin... Doktor Nefise anlatmıştı ilk tanıştığımız senelerde. Yazmasam rahat edemeyeceğim. Bir zamanlar iki arkadaş çölde yolculuk yapıyormuş. Olacak bu ya yolun bir yerinde aralarında tartışma çıkmış ve arkadaşlardan birisi diğerinin yüzüne tokat patlatmış. Tokat yiyen arkadaşın canı yanmış, kalbi kırılmış gayr-i ihtiyari; ama karşılık vermediği gibi hiçbir şey de dememiş, sadece eğilip kuma şunları yazmış: “Bugün en iyi arkadaşım yüzüme bir tokat patlattı…” Yola, yürümeye devam etmişler. Suları bitmek üzere neyse ki sonunda bir vahaya ulaşmışlar. Doya doya su içmiş, kaplarını da doldurmuşlar. Yol yorgunluğunu azaltmak, biraz serinlenmek için de suda yıkanmaya karar vermişler. Tokat yemiş olan arkadaş, suyun balçıklı kısmına takılmış. Gitgide batıyormuş. Zor durumda olduğunu gören yol arkadaşı hemen atılıp onu kurtarmış. Suda boğulmanın eşiğinden dönen, kurtulan arkadaş, biraz ötedeki bir kayanın yanına gitmiş ve üzerine şu yazıyı kazımış: “Bugün en iyi arkadaşım hayatımı kurtardı…” Yazıyı okuyan daha önce de tokat atmış olan arkadaşı merak edip sormuş: “Senin canını yaktıktan sonra kumun üstüne yazmıştın şimdi ise bir kayanın üstüne kazıyarak yazıyorsun. Niçin?” Yazıyı taşa kazıyan arkadaşı ona şöyle cevap vermiş: “Birisi bizi incittiğinde, o acı hatırayı kumun üstüne yazmalıyız. Ta ki affedicilik rüzgârları onu kolayca silebilsin. Fakat, birisi bize iyilik yaptığında onu kayanın üstüne nakşetmeliyiz ki; ne öfke ne intikam rüzgârları onu oradan silemesin… Unutmayalım.” Bu kısa menkıbeyi kendime hayat düsturu edinmiştim. Bana yapılan bütün kötü muameleleri canımı acıtsa da unutmaya, yapılan ufak bir iyiliği de unutmamaya kararlıydım. İşte okuduğum Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarının birçok yerinde iyilik yapmanın faziletleri böyle anlatılıyordu: "İyilik et denize at, balık bilmezse Hâlik bilir." Yani “Sen iyiliği Allah rızası için yap, karşıdakinden teşekkür bekleme. O teşekkür etmese de Allahü teâlâ sana bunun ecrini verir” demekti. Nefise Doktor’umun yaptığını ise unutmam mümkün değildi. Hem dünyamın, hem de ahiretimin kurtuluşu için elinden gelenin fazlasını yapmış, bizi hakiki insan olma derecesine yükseltmişti... Şu kısa zaman aralığında şoför Dadaş Ali’nin yaptığı iyilikler... Hele hele Dadaş Yusuf babamızın Maria anneye yaptığı destansı iyilikler hiç unutulur muydu? DEVAMI YARIN

QOSHE - “Bugün en iyi arkadaşım hayatımı kurtardı…” - Ragıp Karadayı
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“Bugün en iyi arkadaşım hayatımı kurtardı…”

19 1
20.03.2024

“Birisi bizi incittiğinde, o acı hatırayı kumun üstüne yazmalıyız. Ta ki affedicilik rüzgârları onu kolayca silebilsin..." Ne hikmetse bu gece çok şeyler konuşmamıza rağmen o BİTİRİM arkadaşlarım da aklımdan hiç çıkmadı. Benim yerimde onlar olsaydı acaba ne yaparlardı? Kesinlikle bu muhteşem salonda bir parti verirlerdi. Saçı sakalı birbirine karışmış, her tarafları dövme müzisyenler, kulakları sağır edercesine çalar, onlar delicesine dans ederdi, mutlaka şampanyalar patlatılır zilzurna kafalar demlenirdi. Zaten onlardan öncekiler de öyle yaşamışlardı. Bilmem bu dünya heveslilerinin kaç kuşağı da kızıl yıldızın parladığı yarınların rüyasıyla öbür dünyaya göçmüştü? Akıbetlerini bilen yoktu. Şimdi ne hâldeler düşünmek dahi istemiyorum. Duâ edelim de Rabb'ül âlemin onlara, bizlere ve isteyen herkese de hakikatleri görmeyi ve dosdoğru yaşamayı nasip etsin... Doktor Nefise anlatmıştı ilk tanıştığımız senelerde. Yazmasam rahat edemeyeceğim. Bir zamanlar iki arkadaş çölde yolculuk yapıyormuş. Olacak bu ya yolun bir yerinde aralarında tartışma çıkmış ve........

© Türkiye


Get it on Google Play