We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kimi Ezelden Kimi Gönülden...

6 0 0
18.11.2018

Urfa denildiğinde; düne kadar akla ilk gelen, çiğ köfte ve İbrahim Tatlıses idi muhakkak. Şimdi çok mu farklı diyeceksiniz belki!

Çiğ köfte ve İbrahim Tatlıses ikilisi tabi ki yine Urfa’nın sembolleri olmaya devam ediyor; ancak Urfa’yı Urfa yapan, adı gittikçe daha fazla duyulmaya başlayan başka değerler de var çok şükür! Çok şükür diyorum, çünkü Urfa’nın gerçekten öyle güzellikleri var ki; çiğ köfteden çok daha fazlasını hak ediyor bence. Ha şimdi ben böyle dedim diye, çiğ köfteciler federasyonu falan ayaklanmasın sakın; insanın acıyla imtihanı da olsa, lezzetli şey mübarek şu çiğ köfte! Az da yiyebilsem, ben de seviyorum yani merak etmeyin sayın çiğ köfte sevenler dernekleri!

Nereden çıktı şimdi bu Urfa sevdası diyeceksiniz. Malûm, insan görmeden anlayamıyor ne büyük bir nimete sahip olduğunu. Her ne kadar, ilk kez beş yıl önce o muhteşem topraklara adım atmış olsam da, günübirlik bir tur yaptığım için birçok güzelliğinden mahrum kalmışım ne yazık ki!


Balıklı Göl, Hz. İbrahim’in doğduğu mağara, Hz. Eyüp Sabır Makamı, Geleneksel Kubbeli Harran Evleri, Birecik Barajı’nın yapımıyla Fırat Nehri suları altında kalmış olan o muhteşem Halfeti ve tabi ki son zamanlarda pek çok kişinin ilgi odağı olan, içinde insanlık tarihi adına bir yığın soru işareti barındıran Göbeklitepe…
Aslında her biri ayrı ayrı birer kitap olmayı hak ediyor olsa da, Göbeklitepe turu çok çok özel oldu benim için. Neden derseniz, adı Göbeklitepe’ yle anılan, vefatına kadar Göbeklitepe kazılarını yürüten Alman Arkeolog Prof. Klaus Schmidt’in eşi Arkeolog Çiğdem Köksal Schmidt ile tanışmak, “Anı Evi” haline dönüştürdüğü evini ziyaret edip çayını içmek ve birinci ağızdan Göbeklitepe’yi dinleyip, kafamızdaki soruları kendisine yöneltebilmek, kolay kolay ele geçemeyecek bir fırsattı benim için. Bu fırsatı yakalamış biri olarak, kendimi şanslı........

© YüzdeYüz Haber