We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kentsel dönüşümün Halkçı eleştirisi

74 34 59
04.12.2018

Vatan Partisi, Yerel Yönetimlerimiz için çözümler üretmek amacıyla bir çalıştay düzenledi. Bu çalıştaya Prof. Dr. Çağatay Keskinok’un “Kentsel Dönüşüm, Afet Riskli Alanlar, Yerel Yönetimler ve Halkçı Belediye” konusunda yaptığı sunuşu Rota köşemize özetleyerek alıyoruz.

DENGESİZLİKLERİN ÇÖZÜMÜ

Ülkemizdeki emperyalist-kapitalist bütünleşme süreçleri, başta İstanbul olmak üzere büyük merkezlerde yığılma ekonomilerini güçlendirirken bölgesel dengesizlikleri artırmıştır. Ülkemizin kentleşmesi, ciddi bölgesel, bölgelerarası ve bölgeler içinde dengesizlikler sorunu ile nitelenmektedir. Kuşkusuz bu sorun ve sorunun yerel yönetimler açısından yarattığı sorunları belediyeler düzeyinde çözme olanağı bulunmamaktadır. Bu dengesizliklerin ortadan kaldırılması Milli Hükümetin alanına girmektedir. Bölgesel dengesizlikler ve kentlerin denetlenemez biçimde büyümeleri sorunu ancak ve ancak Millî Hükümetin kamucu uygulamaları ve Merkezi Planlama müdahaleleri ile giderilecektir.

İSTANBUL’UN BÜYÜME HASTALIĞI

En büyük kentimiz İstanbul 1980’li yıllarla başlayarak küresel sermayenin kapitalist bütünleşme merkezine dönüşmüştür. Bu kentimiz, afet risklerine, korunması gereken doğal ve tarihi çevresine karşın sınırsız biçimde büyümekte ve sürekli büyütülmek istenmektedir. Bu büyümenin insan ve toplum yaşamı açısından hiç bir akılcılığı bulunmamaktadır.

KENTSEL RANTLARIN İDEOLOJİSİ

Bu piyasa sisteminin yarattığı bu kentleşme modelidir. Bu kentleşme modelinin sonucu olarak başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerde, gereğinden fazla alanın imar planları ile gelişmeye açılması sorunu karşımıza çıkmıştır. Kentlerin gelişmesine, halkın ve toplumun genel yararlarını gözeten bir planlama ve politika değil kentsel rantların üretimine dayanan bir iktisadi ideoloji yön vermektedir. İnşaat sektöründe ulaşılan gelişme ve sermaye birikimi koşulları, ne pahasına olursa olsun yapılı çevre üretiminin ardındaki itici gücü oluşturmaktadır. Sermayenin üretken alanlardan çekilip gayrimenkul ve yapılı çevre üretim alanlarına ilgi duyması,........

© Aydınlık