We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Vur doktora, ver inşaatçıya!

113 67 171
06.11.2018
AKP'nin 16 yılda ustalaştığı maharetlerinden biri, alakasız torba yasalardan istediğine istediği kaynağı aktarmanın yolunu bulmasıdır. İşte şimdi bir yenisi daha gündemde. Bu kez kılıf, doktora şiddeti önlemek. Ama tasarıya bakınca mesele saldırılara gelene kadar iktidar vatandaşa, "sen dur, ben senin yerine de vururum" diyor. Tabii maksadı yine en sona gizlemiş. Şehir hastanelerini yapan inşaatçılar için yeni yeni kıyaklar...

AKP’nin ‘torba yasalar’dan rant çıkarma konusundaki ustalığı malum. Yüzlerce maddelik, onlarca farklı alanı kapsayan düzenlemelerle kime nasıl kaynak aktarmanın yolunu açtığını takip etmek hayli güç. Toptancı halindeki pazarlamacı maharetiyle davranan bir iktidarın hukuku da toptancı oluyor haliyle.

Şu sıralar gündemde bir tasarı daha var. Gerekçesi, herkesin isyan ettiği doktora, hemşireye saldırıları önlemek. Ne var ki, üç maddeyle yapabileceği düzenlemeyi AKP bir torba yasaya çevirmeyi bildi. Ve el çabukluğu marifetini burada da sergilemekten geri durmadı.

Türk Tabipler Birliği, söz konusu tasarının sağlık personeline yönelik saldırıları önleme adı altında, hem birlik hem de sağlık personeli üzerinde ‘siyasal bir şiddet’ mekanizması kurduğunu belirtiyor. Haksız da değiller. Zira, tasarının maddelerinden biri; KHK ile atılmış personelin başka yerde çalışmasının yolunun kapatılması. Yani, açlığa mahkum etmek. Diğeri, Tabipler Birliği’nin Anayasa ile güvenceye alınmış yetkilerini elinden almak. Bir başkası, esnek çalışma ve taşeronlaşma. En az şiddet kadar vahim olanı ise şehir hastaneleriyle ilgili olan maddeler.

Saldırılara karşı düzenlemelere gelene kadar, iktidar uygulayabildiği kadar şiddeti uyguluyor aslında. Özetle vatandaşa, “sen vurma, ben senin yerine de vururum” diyor. İlgili ceza kanunlarını hakkıyla uygulasa torba tasarıya gerek olmaz ya, maksat başka işte.

***
Konu hakkında kitaplar yazıldı; tabipler, sendikalar Türkiye’nin göreceği bu en tehlikeli yıkım konusunda uyarıda bulunmak için çırpınıyor. İktidar ise milyonlarca insanın sağlığını bir avuç inşaatçının eline teslim edecek adımları atmakta tereddüt etmiyor. Neden etsin ki… Cezaevine ‘bacasız fabrika’ diyebilen bir partinin gözünde şifa da çimentodan gelir!

İşte bambaşka bir görüntünün ardında yine inşaatçılara para sağlayacak bir düzenleme yapıyor. Nasıl mı? Önce şehir hastanelerine dair düzenlemeyi kısaca hatırlayalım…

AKP’nin iddiası şehir hastanelerinde tedavi ve tıbbi bakımın devlet eliyle yürütüleceği. Resmi açıklamalara bakılırsa, şirketler sadece işletmeyi ve ticari alanları yönetecek. Kira almanın yanında ‘tıbbi’ sayılmayan bakım, onarım, ulaşım, temizlik vb. hizmetleri de verecekler. Tıbbi alan dışında sayılan bölgelerde de kafeterya, yemekhane, kreş, otel, otopark gibi işletmeler kuracaklar.

Bunun doğru olmadığı yasanın daha ilk maddesinden belli zaten. Yasaya eklenen “ileri teknoloji ve yüksek maliyet gerektiren bazı hizmetler” ibaresi ile fizik tedavi rehabilitasyon, radyoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji vb. hizmetler de bu şirketlerce teslim edildi.

Kira ve bu hizmetler dışında şirketlere ne için ödeme yapılacağı 6428 Sayılı Kanun’un 1. maddesinin ‘e’ bendinde kelimesi kelimesine şöyle yazılı: “Hizmet bedeli: Bedelin bir unsuru olup tesisin ve ekipmanların kullanıma hazır tutulmasına yönelik bakım, onarım ve benzeri hizmetlerin bedeli ile ilgili mevzuatına göre hizmet alımı........

© Gazete Duvar